05 Nisan 2021

Düşüncelerin yediği firavun

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Düşüncelerin yediği firavun

Her bilinçli bireyin mumyalama işlemi hakkında bilgi sahibi olduğundan neredeyse eminim. Neredeyse diyorum çünkü geçen gün bir bankta otobüs beklerken sohbet ettiğim bankacı beyefendi mumyalama işlemini tamamen yanlış anlamıştı. “Ben de isterim, bir mumya olmak. O zaman yakışıklı yüzüm binlerce yıl biçimini korur.” demişti. Topu topu iki saçma cümle kurmuştu ama nasıl olduysa sinirlerim gerilmişti bile. “Biliyorsunuz, bu oldukça riskli bir iş.” diyerek gözlerinden yayılan huzursuzluk verici parıltıyı söndürmeye uğraşmış, ama bunun yerine dudaklarının sinsi bir şekilde kıvrılmasına sebebiyet vermiştim. “Nasıl? Neden? Yıllar boyunca sevme ve sevilme gibi duygular için kendimi yormadan, para kazanma derdiyle kıvranmadan var olmak bir rüya gibi geliyor bana. İç organlarım olmayacağından ne ıspanak sindireceğim, ne de tatsız duyguları. Bundan daha güzel bir ölümden sonra dinlenme biçimi aklıma gelmiyor. Gerçi sen, küçük bir kızsın. Anlayacağını sanmıyorum.”

Onu şöyle bir süzdüğümü hatırlıyorum. “Acaba şimdi dudaklarımı aralayıp ona bir şeyler anlatsam anlar mı? Yoksa boşu boşuna kendimi yoracak mıyım? Ona Düşünceli Firavun’dan bahsetmeli miyim?” Bakışlarımı saatime indirdim. “Kulaklıklarımı bileğime sarıp çıksaydım keşke. Böylece holdeki ayakkabılığın üstünde unutmazdım. Şimdi on dakika boyunca ölüm sessizliğine gömülmek zorundayım. Düşünceli Firavun’dan bahsetmezsem tabii… Bilemiyorum. Aman, anlatayım, en fazla anlamaz!”

“Sen bu mumya işinden pek hoşlanmadın galiba.” Bankacı adam yüzümün nasıl ekşidiğini fark etmiş olmalıydı. Başımı salladım, “Şimdi size birinden bahsedeceğim, ama isim veremem. Ona Düşünceli Firavun diyorum. Çünkü kendisi, düşünceli bir firavundu.”

“Hmmm, devam et lütfen. Otobüs gelene kadar küçük bir kızın uydurduğu ilginç hikâyeyi duymak isterim. Kabul edelim, sizler öyle çok zeki değilsiniz. Ama yanaklarınızı şişirip dolu dolu konuştuğunuzda ve çok önemli bir şeyden bahseder gibi ellerinizle havayı tokatladığınızda, bir an karşınızdakileri de hayal dünyanıza çekiyorsunuz. Ama, sadece bir an. Sonra mantık devreye giriyor. Bak, mumya olsaydım mantıkla işim olmazdı. Seni daha bir can kulağıyla dinlerdim.”

“Mumya olsaydınız eğer, konuşamayacağınızdan, nazik de olurdunuz diye tahmin ediyorum.” Bu adamı ne diye kurtarmaya çalışıyordum ki? Sonunun Düşünceli Firavun gibi olmasını hak ediyordu sanki. Susmalı mıydım? Ama o zaman dokuz dakikayı sessizlik içinde geçirmem gerekirdi. Sessizlikten hoşlanmıyordum. Gürültü de benlik değildi. Yalnızca, biriyle konuşmaktan keyif alıyordum. Beni anlayan biriyle, benimle aynı filmleri izleyen biriyle konuşunca kendimi güvende hissediyordum. Ama, bu beyefendi pek de Aslan Kral seyredecek bir tipe benzemiyordu. Ağzına hiç patlamış mısır koymuş muydu acaba? Mandalinayla sade cipsin çok yakıştığını biliyor muydu? Yok, hiç sanmıyordum. Ama sekiz buçuk dakika boyunca düşüncelerimle yalnız kalamazdım. Bu yüzden yanaklarımı şişirip dolu dolu konuşmaya başladım. Bir yandan da ellerimle havayı tokatlıyordum.

“Düşünceli Firavun ölmüştü ve mumyalama işlemi için iç organları çıkartılmıştı. Ama o gün oldukça yorulmuş olan Mısırlı köle, Düşünceli Firavun’un beynini çıkartmak yerine kalbini çıkartıvermişti. Çünkü o hayatı boyunca, duygularıyla değil de mantığıyla yaşayan biri olmak zorunda kalmıştı. Her neyse, yapmıştı bir hata işte. Ve şunu da söylemem gerekiyor, Düşünceli Firavun o zamanlar Düşünceli Firavun diye anılmıyordu. Düşünceli Firavun, sadece Firavun’du. Düşünceli Firavun değil, anlıyorsunuz.”

“Galiba.” dedi Bankacı. “Bu hikâyenin nereye varacağını merak ediyorum doğrusu.”

“Mumyalama işlemi öyle çabuk biten bir şey değil. Bazen iki aydan fazla süre uğraşmak gerekiyormuş. Çünkü vücudun doğru hale gelmesi falan gerekiyormuş. Aman neyse, bunları herkes biliyor zaten. Şöyle ki, Düşünceli Firavun tüm bu süreç boyunca gayet iyiymiş. Huzuru yerindeymiş. Bazen üstüne bitkisel yağlar süren kölelerin sohbetine kulak kabartıyormuş ama onun dışında sessizliği dinlemekten hoşlanıyormuş.”

“Sessizliği dinlemekten hoşlanıyor demek. Ruhsuz bir mumya.”

“Aman siz de! Şaşıra şaşıra buna mı şaşırdınız? Ben bankacıların da ruhu olduğunu duyduğumda daha çok hayret etmiştim, inanın.”

“Ama ayıp.” dedi Bankacı. “Eminim sen kendini açık fikirli buluyorsundur. Irkçılığa karşısındır, değil mi küçük kız? Ve yine büyük ihtimalle sen, sınıfındaki erkeklerin sığ düşünceleri yüzünden bunalıyorsundur. Baban erkek kardeşinden değil de senden bir fincan çay isteyince yüzünü asıyorsundur. Rengârenk bir dünyan varmış gibi görünüyor. Her an hayvanat bahçelerini kötülemeye başlayacak gibisin. Peki öyleyse, nasıl oluyor da tüm bankacıları incelikli görüşlerinin dışında tutabilirsin?”

Söylediklerinde haksız değildi ama ona hak verecek değildim. “İzninizle hikâyeme devam edeyim. Düşünceli Firavun tam anlamıyla, tepeden tırnağa, gerçek bir mumya haline geldiğinde birtakım fısıltılar duymaya başlamış. Önce bu fısıltıların dışarıdan geldiğini zannetmiş. Ama kelimeler iyice netleşince, kulaklarının yaşarken dahi bu kadar iyi duymadığını düşünmüş. Sonra bu fısıltıları kulağıyla duymadığını fark etmiş. Kafasından geliyorlarmış. Beyni konuşuyormuş.”

Yorum yapması için durdum ama o yalnızca kafasını sallayıp gülümsedi.

“Beyni ona çok komik şeyler söylüyormuş. Mesela ‘Ay, ocağı açık mı bıraktın?’ diye bağırıyormuş. Ya da ‘Beş buçuk yıl önceki kavgada keşke öyle söylemeseydin.’ diyormuş. Düşünceli Firavun bu fısıltılara çok aldanmamış. Fakat onları dinlemekten başka yapacak işi yokmuş ki! Artık yanına da kimse uğramıyormuş zaten.”

“Beyni başka neler diyormuş?”

“Şimdi öldün ya, alışveriş merkezine gidemezsin. En yakın arkadaşın seni ne zaman unutacak dersin? Doğarken yanında annen vardı değil mi? Peki şimdi ne diye yalnızsın? Eline yağmur değmeyecek ve karda hiç oynamayacaksın…”

“Mısır’da karda oynadığını pek zannetmiyorum. Alış veriş merkezine gittiğini de.”

“Etkilenmeniz için sizin de o an kafa yoracaklarınızı ifade ediyorum. Düşünceli Firavun’un aklından geçenleri sahiden bilemem değil mi? O halde yanınızda oturmazdım. Böyle bir yetenekle çok para kazanmış olduğumdan özel şoförüm olurdu.”

“Devam et lütfen."

“Günler bu düşüncelerle geçip gitmiş. Ve bir akşam, aniden, bir düşünce beyinden ayrılıp Düşünceli Firavun’un göz çukurlarından çıkmış ve biraz gezindikten sonra diz kapaklarına dişlerini geçirmiş. ‘İlk aşkının kalbini çok kırdın.’ diye inliyormuş ağzındaki kuru et parçasını çiğnerken. Ondan cesaret alan bir başka düşünce parçası Düşünceli Firavun’un dirseklerine dadanmış. ‘Hani amcana borcunu ödeyecektin? Ödemedin işte!’ Düşünce parçaları teker teker beyinden ayrılıp Firavun’un vücuduna yayılmış. ‘Seni gerçekten sevdiklerini mi zannediyorsun?’ diyormuş en kırıcı olanı. Isırdığı şey Düşünceli Firavun’un boynuymuş. Keskin dişlerinde çılgın bir açlık görünüyormuş. ‘Gördüğüm en değersiz insansın sen. Şimdi herkes gittiğin için öyle mutlu ki! Bu kadar gecikmen hata. Seninle geçirilen her dakika bir işkenceden farksızdı. Sensiz geçen her dakika keyif veriyor insana. Ağaçlar daha bir yeşil, bulutlar daha sevimli. Gökyüzü olduğundan daha canlı görünüyor, sen yokken. Ölmen yetmez, yok olacaksın.’ Son lokmasını aldığında Düşünceli Firavun’un başından geriye hiçbir şey kalmamış. Çok aç olan acımasız düşünce karınlarını doyurmakta olan ama bu işlemi daha az canice yapan diğer düşünceleri kenara itip paylarını yemeye başlamış. ‘Çirkin bir adamdın. Hiçbir işi düzgün yapamazdın. Her şeye yeteneğin var gibi davranıyordun ama okuduğun hiçbir kitabı tamamlamamıştın. Sık sık gelecek için endişelenirdin. Ne güzel bir geleceğin olmaması şimdi. Ne güzel artık yanında taşıdığın gri bulutlarla başkalarına işkence etmiyor olman. Ne güzel suratını astığın için sohbetlerin tadını kaçırmıyor olman. Ne güzel! Ne güzel!’ Düşünceli Firavun’un omuzlarından geriye hiçbir iz kalmamış. 'Senin için üzülmeyeceğim. Mütevazı bir adam gibi davranıp gizliden gizliye kendini başkalarından yukarıda gördün, değil mi? Yemek seçtiğin için kaç tane ev hanımının kalbini incittin! Naziktin, inceydin, en azından öyle görünüyordun. Ama her gece kâbuslar görüyordun, içinde korkunç fikirler taşıyordun. Dinliyor gibi yaptığın kimseyi dinlemiyordun, biliyorum!' Aç ve acımasız düşünce bu sefer de ellerine saldırmış. ‘Ne biçim parmakların var! Yarasız, nasırsız parmaklar! Hiçbir şey için emek harcamamış ve sonuç olarak hiçbir şey kazanamamışlar. Yok olacaklar, her şeyle birlikte yok olacaklar!’ demiş ve yemiş, yemiş, yemiş.”

Anlatımın etkisiyle yukarı doğru kalkmış ellerimi indirip bakışlarımı Bankacı’nın gözlerine kenetledim. “Bu olaydan yıllar sonra, şimdiden yıllar önce, bir mezar odası bulunmuş. Orada tek bir tabut varmış. İçinde ise keten bandajlar...”

Bankacı şöyle bir düşünüp, arkasına yaslandı. “Hmm…” dedi. “Mumya olmak çekici bir şey değil öyleyse. Gerçi, yok olmayı çok isteyen birini tanıyorum. Hikâyeni ona anlatacağım." Otobüs geldiği için ayaklandı. "Tüm bunları Firavun'dan mı duydun? Ama o yok oldu. Öyleyse, arkeologlardan?"

"Hayır." dedim. "Düşünceleri anlattı. Bana sık sık uğruyorlar."

Yorumlar (4)

  • Şeyma

    Şeyma

    05 Nisan 2021 12:39 zamanında |
    İnsanı bu kadar içine çeken bir kısa hikaye yazman çok etkileyici. Gerçekten çok beğendim. ❤️

    yanıtla

    • Fatma Albayrak

      Fatma Albayrak

      05 Nisan 2021 14:16 zamanında |
      Nazik yorumun beni çok mutlu etti, teşekkür ederim Şeyma ❤️

      yanıtla

  • Beyza

    Beyza

    05 Nisan 2021 12:44 zamanında |
    Fatmakuşum dün kitaplığımı toplarken senin kitabına denk geldim açtım okudum biraz. İçinde acemice yazılmış kalıplar vs. vardı. Yanlış anlama lütfen bu çok doğal bir şey. Kaç sene önce yazdığın kitap. Ama bugün bu yazıyı okuyunca dedim ki benim yavru kuşum olmuş galiba :")❤❤ umarım ilhamın bol olur da yazılarını bir an önce biriktirip bi kitap daha çıkarırsın. Başarıların daim olsun ❤❤❤

    yanıtla

    • Fatma Albayrak

      Fatma Albayrak

      05 Nisan 2021 14:18 zamanında |
      Ah, eski kitaplarımdaki yazım hataları sık sık aklıma düşüyor. Ama onlar olmasa yeni yazılarım da olmazdı galiba. Bana Küçük Fatma'yı hatırlattığın için teşekkür ederim. Vakit ayırıp hikâyemi okuduğun için de ayrıca teşekkür ederim, her zaman çok incesin ❤

      yanıtla

Bir yorum yapın

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz.