Yazılar

06 Aralık 2019

17 Yaşında Neden Klasik Müzik Dinliyorsun? Manyak mısın?

Kategori: Yazılar

Leselya Koko

17 Yaşında Neden Klasik Müzik Dinliyorsun? Manyak mısın?

Bir gece, ben daha çok küçükken, yanından katiyen ayrılmak istemediğim annem beni bir davete götürmek zorunda kaldı. Etrafımızdaki insanlar kimdi hatırlamıyorum ama şaşaalı bir binaya girmiştik hep beraber. Ardından da kırmızı perdelerin ve bordo koltukların olduğu bir salona. Çok geçmeden etrafı yaylı çalgılardan çıkan o büyüleyici ses sardı. Bir parça tamam, iki parça tamam ama göz kapaklarımda bir anormallik baş gösteriyordu sanki. Kirpiklerim adeta yanağıma ulaşmak için çabalıyordu! Rüya ve gerçeklik arasında gidip gelirken, aynı zamanda da başımı dik tutmaya çalışıyordum. Sonra birden, annem elimi kavradı, müziğe göre hareket ettirdi. Kendi eli de aynısını tekrarladı. Bir aşağı, bir yukarı. Hafif sağa, şimdi sola… Çalınan parçanın sakin kısımlarında daha yavaştık fakat notalar yükseldikçe parmaklarımız da enerjik bir biçimde havaya kalkıyordu. Kuğu zarafetinde bir oraya bir buraya giden ellerimiz artık orkestranın bir parçasıydı sanki. Ne zaman piyanonun o enerjik notalarını duysak, avucumuzda bir elma olduğunu hayal edip parmaklarımızı görünmez tuşlara bastık. Keman sesi duyulunca da ellerimizi bir nehre bıraktık. Su ne yöne giderse bizi de yanında sürükledi…

29 Ekim 2019

Kayıp Atlantis Halkı

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Kayıp Atlantis Halkı

“Benim içinde olduğum treni kaçırdıysan,

Gittiğimi bileceksin

Yüz milden ıslığın sesini duyabilirsin.”

Okuduğum bir kitapta Amerikan Yerlileri’nin (yani Kızılderililer’in) aslında Atlantis’in halkı olabileceğini dile getiriyordu yazar. Bu fikri destekleyecek çeşitli argümanlar da vermişti iddialı cümlelerinin ardından. O kitabı okuduğum sıralar kafamın içinde dolanan bir parça vardı: Five Hundred Miles. Anlaşılmamış biri tarafından yazılmıştı belli ki… Zaten anlaşılsa neden şarkı yazsın ki? Parasız kalmamış ünlü, aç yatmamış yazar olur mu hiç… Dertsiz sanatçıların gerçekliğini sorguluyorum. Her şey güzelken hiçbir şey güzel değil çünkü. 

22 Ekim 2019

Çerkes Bir Boşnak Kızı

Kategori: Yazılar

Fatma Zişan Albayrak

Çerkes Bir Boşnak Kızı

Hep genlerimin bana getirdiği bir acı var diye düşünmüşümdür. Sanki tüm tarih kalbime depolanmış… Ben Çerkes bir Boşnak Kızı’yım. Bir yanımda Kafkasya’nın dağlarını teneffüs edip, atlarla dostluk kurarken soykırıma uğramış, topraklarından gönderilmiş, başı dik ve cesur bir delikanlı… Diğer yanımda Bosna’nın vahşi yeşilliğinde sulh ve neşe içinde yaşarken, Avrupa’nın ortasında katledilmiş dantel zarafetinde mavi bir kelebek var. Acı DNA’ma işlemiş gibi… Sanki nedensiz üzüldüğüm her anın köklerimle bir bağlantısı var. Yeterince üzülünmemiş, konuşulmamış, anlatılmamış iki hikâyenin kıpırtısı boş bulunduğum zamanlar. Geçmişimdeki iki cesur Çerkes ve Boşnak kızın bana fısıldadıkları…

19 Ekim 2019

Masa Lambası Olmanın Zorlukları

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Masa Lambası Olmanın Zorlukları

Kendim olmak istemediğim bir gün, başka kim olabilirim diye düşünmeye başladım. Aklıma ilk ‘tepsi’ geldi. Mutfakta, musluğun arkasında durup, ait olduğum ailenin en tatlı sohbetlerine şahit olmak istedim. Ayrıca en hijyenik ve temiz bölümünde de bulunmuş olurdum evin. Hep mis gibi yemek kokardı… Fakat üstüme çorba dökülebilirdi değil mi? Bir de bulaşık makinesi fazlasıyla korkunç geliyordu kulağa. İçinde neler neler oluyordu Allah bilir…

Belki de kalorifer olmalıydım. Kışın sırtımı yaslayıp en huzurlu anlarımı yanında geçirdiğim şeydi o çünkü. Sıcacık… Üst komşular yüzünden akordu bozuk bir gitar gibi ses çıkartsam da, evin kedisi yanımdan ayrılmazdı.

Bu seçeneği bir kenara not ettim.

03 Nisan 2019

Varolmayan Ülke'de Uyanmak

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Varolmayan Ülke'de Uyanmak

“Allah’ım ne olur küçük bir mucize olsun da yarın bambaşka bir diyarda uyanayım. Herkes beni sevsin. Tüm insanlar gülümsesin. Kahramanı olayım oranın. Ama çok kalmayayım. Annem endişelenebilir. Ama çok az da kalmayayım. Gidip geleyim istediğimde. Çünkü orayı buradan daha çok seveceğim. Allah’ım ne olur küçük bir mucize olsun da yarın bambaşka bir diyarda uyanayım. Herkes beni sevsin.”

Küçük Fatma ne zaman çizgi filmlerde yeni bir dünya görse bu duayı eder öyle uyurdu. Bir gün gerçekten Varolmayan Ülke’de uyanacağını düşünürdü. Belki keşfederdi hiç görmediği yerleri ve tanışırdı küçük devlerle. Atlantis’te ne kadardı ev kiraları? Hogwarts’a burslu girebilir miydi? Tabii ki bunlar hiç umurunda değildi. Hiçbir yere gidemese bile en azından Heidi’yle arkadaşlık ederdi değil mi? Aksi Alpöhi’nin ekmeğin üzerine erittiği peynirlerden hep yemek istemişti. Üstelik o hiç peynir sevmezdi.

29 Mart 2019

Yanlışlıkla Düşünmüşüm

Kategori: Yazılar

- R

Yanlışlıkla Düşünmüşüm

Dün gece rüyamda yağmur altında dolaştığımı gördüm. Belki de görmedim, sadece görmeyi istedim. Çünkü bazen bir şeyi görmeyi çok istediğimde önümde beliriyor. Gerçek gibi… Gerçi gerçeklerden biraz sıkıldım ben. Masaya masa olduğunu söylemem kimin ne işine yarıyor ki? Ben masaya saksı demek istiyorum belki. Evet bu daha eğlenceli.

Dün gece ne kadar gerçek olduğumu düşündüm. Her zaman her istediğimi söylüyor gibi görünsem de, çoğu zaman istediğimi söyleyemiyorum. Bu beni sahte biri yapar mı? Şu sonuca vardım: Ben halüsinasyonlar kadar gerçeğim. Çocuğunuzun hayali arkadaşı kadar. Bardağın boş tarafı kadar gerçeğim. Çalınmamış bir nota kadar. Aslında sonuca varmamış, sadece yola çıkmışım.

08 Ocak 2019

Özgür Ruh

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Özgür Ruh

“Dikkat et! Araba çarpacaktı neredeyse!” Arkadaşımın bağırmasıyla irkiliyorum. İnce ceketimin kolunu çekmiş, aklımın beş karış havada olmasından söyleniyor. Haklı mı haklı. Ama arabaların kornaları sağır ediyor beni. Sonra Allah’ın bize bahşettiği en güzel mucizelerden biri gerçekleşiyor… kar tanesi kirpiğime yerleşince gülmeden edemiyorum. Birkaç defa göz kırpsam da gitmiyor. Hatta içime bir şeyler yerleştiriyor sanki…

26 Eylül 2018

Konuşan Ayçiçekleri ve Kore

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Konuşan Ayçiçekleri ve Kore

 Bir gün durup kendi kendime dedim ki: “Bundan sonra en sevdiğim çiçek ayçiçeği.” Böyle bir şey söylemem yersizdi belki ama ben yine de uzun bir süre ayçiçekleri hakkında düşündüm. Onlardan önce en sevdiğim çiçek papatyaydı. Fakat herkes onları sevip, onlara şiir, şarkı yazıp durunca kalabalığın verdiği etkiden soğudum.

 Gördüğüm bir ayçiçeğine fısıldadım. “Sen benim gizli hazinemsin. Herkesin seni sevip, bilmesini istemiyorum. Hayatta ilk kez cimrilik yapmak istiyorum. Sen ne düşünüyorsun?”

 Benim Kore’ye gelişim, ayçiçeklerinin konuştuğu döneme denk geldi. 

06 Ağustos 2018

İçimdeki Mavi Kelebeğe Gülümsediğim Gün

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

İçimdeki Mavi Kelebeğe Gülümsediğim Gün

Sofra başında oturuyoruz. Ben yine çorba içmek istemiyorum. Yıl 2006 mı? Sayılar kimin umurunda!

“Pasaklı Kral hikâyesini anlatayım mı?”

“Hayır daha dün anlattın. BEN ÇORBA İÇMEYECEĞİM!”

“Ya Küçük Sinek?”

“Anne… o hikâyeyi çok sevdiğini biliyorum ama açıkçası sadece seni kırmamak için dinliyorum. Küçük Sinek’in annesinin çantasından para çalması ve sonra hayatın ona ders vermesi umurumda değil!”

“Bina Kraliçesi?”

“Sıkıcııııııı!”

“O çorbayı er ya da geç bitireceksin. Senin için daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum sadece. Doğum gününü hayal edelim mi?”

“Geçen günkü hayalimizde bana maymun almıştınız!”

“Sevinmemiş miydin?”

“Sevinmiştim ama ablamın doğum gününü hayal ettiğimizde Jack Sparrow’un onu ziyarete geldiğini anlatınca moralim bozuldu. Bana anca maymun verin.”

“O zaman dur şu yeni hayali dinle… Doğum günün gelmiş, biz de sana tüm Toyzz Shop’u almışız!”

07 Temmuz 2018

Sevgili Küçük İnci Kolyem

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Sevgili Küçük İnci Kolyem

Eskiden inci bir kolyem vardı. Aslında incisi çok küçüktü ve etrafı minik bir kafesle çevriliydi. Sanırım gerçek inci olduğuna inanamamıştım. Çünkü izlediğim çizgi filmlerde deniz kızları istiridyeden inci almaya çalışırlardı ve tam onlar bunu başaracakken istiridye uyanıp bağırırdı. 

 Küçükken inci bir kolyem vardı. Babam çok sık seyahat ederdi ve eve geldiğinde ona sarıldıktan sonra bavulundan çıkaracaklarını beklerdik. O sırada televizyonumuzun içerisinde olan tetris benzeri oyun durdurulmuş ve koltuklarımız rahat rahat uyumak için açılmış olurdu.  

18 Haziran 2018

Yelekli ve Cep Saatli Tavşanı Gördüğüm Gün

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Yelekli ve Cep Saatli Tavşanı Gördüğüm Gün
Bugün, neredeyse 16 yıldır bakıştığımız bir tabloda yeni bir ayrıntı fark ettim. 16 yıl birilerinin kariyerinin başladığı zamandan beri geçen süre olabilir. 16 yıl birilerinin evlilik yıllarının toplamı olabilir. 16 yıl pek çok insan hayatının küçük bir kısmını temsil edebilir. Fakat benim için 16 yıl, Fatma Albayrak'ın ömrü kadardır.

09 Haziran 2018

Doğmadan Önce Yazdığım Şarkı

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Doğmadan Önce Yazdığım Şarkı

Kendime bir şarkı yazabilseydim eğer, Whitney Houston’ın söylemesini isterdim. Sözleri “Üzülme.” diye başlardı. Klasik ve sıradan olurdu. Her dinlediğimde müzisyen olmadığımı kendime hatırlatır, yine de sesini kısmazdım.

Hafif bir şarkı olurdu, bağırmaya gerek duyulmazdı. Herkes söyleyebilirdi rahatlıkla. Sessiz bir çığlık gibi seslenirdi ama bir yandan da kahkaha atardı denizi izlerken. Denizi mi izlerdi? Bir şarkı? Kahkaha atıyor.

17 Nisan 2018

Çocukluğumun Bosna'sı

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Çocukluğumun Bosna'sı

Annem Boşnak olduğu için, Bosna’nın nasıl bir yer olduğu bana sık sık sorulur. Hatta geçenlerde Bosna’yı tanıtmak için küçük bir kitapçık hazırlamam bile istendi. Bosna’ya defalarca kez gitmiş olmama rağmen, oradaki tüm şehirlerin ismini bilmiyorum. Oradaki okul sistemi hakkında hiçbir fikrim yok. Aslında turistik olan pek çok yere hiç gitmedim. Hep yediğim bir meyve var ama hala isminin Borovnica mı yoksa başka bir şey mi olduğunu hatırlamıyorum. Açık konuşmak gerekirse, sanırım Bosna hakkında en iyi hatırladığım şey Başçarşı’ya inmek için bindiğimiz otobüs, yani “Şesnest B” onun da yanisi “16B”

 

05 Ekim 2017

Bir Mektupluk

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Bir Mektupluk

Mektup yazmanın geçmişte kaldığı bir dönemde yaşamak belki o kadar da iyi gelmez benim gibi düşünenlere. Elindeki kalemi sadece bir kalemden ibaret görenlerle karşılaşmak zorunda kalmak… Mektup yazmaya kalksa bile gönderecek kimseler bulamamak… Fakat biraz derine inince, iyi bir şeydir belki de. 

17 Eylül 2017

Kardeşim Dedim 16

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Kardeşim Dedim 16

 4-5 günlük bir kamp arasından sonra yazılara ondan hiç bahsetmeden devam edemeyeceğimi fark etmiş olup, Kardeşim Dedim 16’yı anlatacak bir yazı yazmaya karar verdim. Beklentileri hiç sevmeyen biri olup, “Beklentileri değil, hayallerini karşıla.” deyip duran ben, Şeker Portakalı kitabındaki “Kimseden hiçbir şey beklemiyorum, böylece hayal kırıklığına uğramamış oluyorum.” sözünü insanların gözlerine sokan ben, bu kamp için gereksiz ve abartılı bir beklentiye girmiştim. Hayatımın en güzel günlerinde hayatta tanıdığım en iyi insanlarla tanışacaktım. Bir şey söyleyeyim mi? Hayal dünyasıyla aynı değil dünyamız. Dolayısıyla beklentilerim olunca imkânsıza doğru oluyor.

 Yine de bu kamp, karşıladı beklentilerimi.

[12  >>