Yazılar

16 Mart 2021

İstanbul'da bir kitapçıda, neşeli bir beyefendi

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

İstanbul'da bir kitapçıda, neşeli bir beyefendi

Space Oddity’nin doğum günümden tam 33 yıl evvel kaydedildiğini duyduğumda içimden şöyle dedim: “İşte bu benim şarkım.”

Chiquitita’yı da seviyorum ama bana orada olduğunu söylüyor. Yakınımda olduğunu ve omzunda ağlayabileceğimi ifade ediyor. Ama göremiyorum, kimseyi. Yalnızca vaatler duyuyorum.

You’ll Never Walk Alone da pek farklı değil. Ne zaman yalnız yürüsem onu dinliyorum. Tatlı bir sesten tatlı bir yalan değil mi? Benimle bakkala yürüyen biri yok. Olsaydı böyle paspal giyinmezdim herhalde. Pantolonumu daha özenle seçerdim, şalımı daha düzgün bağlardım. Benimle yürüyen biri olmadığı için böyle rahatım.

Ama Space Oddity bir şey vaat etmiyor. Benden ya da kendisinden bahsetmiyor. Yalnızca tanıdık cümleler duyuyorum. Yakınımda olmayan, benimle yürümeyen, dürüst cümleler… Üstelik benimle aynı gün doğmuş. 33 yıl önce. Ama aynı günde.

08 Mart 2021

Deli kızın aşk şarkısı

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Deli kızın aşk şarkısı

Rafta duran Şakayık kitabına baktığım sırada dalga sesi duyduğumu sandım. Soğuk mavi rengindeki denizin dalgaları, yalnız kalmış bir sahile vuruyordu. Kumlar geri çekiliyordu, sonra ileri atılıyordu.

Aklı başında bir insanın rafta duran Şakayık kitabına bakarken bu sesi duymaması gerektiğini biliyordum. Deniz olmayan bir şehirde denizi düşlemenin anlamsız olduğunu da. Daha mantıklı şeylere kafa yormam gerektiğini biliyordum. Netflix’in yaptığı zamma ve koridorun değiştirmem gereken ampulüne... Kendimi o ana kadar iyi de kontrol etmiştim. Neden rafta duran Şakayık kitabına bakışlarım değişmişti sanki? Bir anlık duyduğum ses yüzünden artık deniz kabuklarını düşünüyordum. Özgürlük aklıma gelmişti. Kum taneleri parmaklarımın arasından dökülüyordu. Doğduğum günün neredeyse öldüğüm gün olduğunu düşünüyordum.

24 Şubat 2021

Beş yaşındayken, bir kere üzülmüştüm

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Beş yaşındayken, bir kere üzülmüştüm

Küçükken, çok değer verdiğim bir arkadaşımla birbirimize ucuz sorular sorarak vakit geçiriyorduk. “Anneni mi tercih edersin babanı mı? Plüton mu Platon mu? Garaj mı bagaj mı?” Ayaklarımızı duvara yaslamış tavana bakıyorduk. Bir ara, “Müziği mi daha çok seviyorsun beni mi?” diye sormuştum. Cevap vermemişti. “Yani benim sesimi mi bir daha duymamak istersin yoksa notaların sesini mi?”

“Senin sesini.” demişti. “Müzikten vazgeçemem.”

5 yaşındaki bir çocuk için fazla soğuk davrandığını düşünmüştüm. Hep böyle dürüst olmak zorunda mıydı? Asla seçim yapmasının gerekmeyeceği bir konuda, yalan söylese olmaz mıydı?

Ben, onun sesini duymak istemiştim. Dişsiz ağzından fırlayan, paket paket sigara içmiş gibi çıkan, kırık sesini. Üstelik, dürüsttüm. Ne tuhaf!

 

The Rolling Stones’un Angie şarkısının başında John Travolta’nın “Angiee!” diye bağırmasını isterdim.

 

04 Aralık 2020

Çok Önemli, Çok Hayret Verici Tanışmalar

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Çok Önemli, Çok Hayret Verici Tanışmalar

Bir gece, içimde birinin konuştuğunu fark ettim. Bu kişinin cılız, ikna edici, hoş bir sesi vardı. Ama epey gevezeydi! Onu ilk duyduğum an herhalde korkuyla da ilk kez tanıştığım andı. Bütün evi aradım benimle konuşan kişiyi bulmak için. Fakat işte o gece, sesin içimden geldiğini anladım.

Ailem son günlerde bende bir sorun olduğunun farkındaydı. Yüzümden okunan ıstırap dehşet vericiydi. Bir-iki kez “Ne oldu?” dediler ama ben cevap vermekten kaçtım. Ne yapmam gerektiğinden, neyin doğru olduğundan emin değildim.

19 Temmuz 2020

Kısa Bir Haber

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Kısa Bir Haber

11 Temmuz 2020

Gitmek İsteyen Biri ve Onun Tuhaf Düşünceleri

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Gitmek İsteyen Biri ve Onun Tuhaf Düşünceleri

Bugün diğer günlerden biraz daha yağmurlu

Ve şimdi gidebilsem bir çocuk tebessüm edecek gibi.

Kimsenin ayakkabı izinin bulunmadığı bir karanlık tünele girsem

Şimdi gidebilsem tüm aşıklar kavuşur mu?

24 Ağustos 2020

Harikalar Diyarı'na Tek Yönlü Bilet

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Harikalar Diyarı'na Tek Yönlü Bilet

Yıllar önce çok fedakâr bir çocukla normal bir çocuğun dostluğunun anlatıldığı bir kitap satın almıştım. Kitabı okumaya başlamadan önce insanların yorumlarına ve incelemelerine bakayım dedim. Gördüğüm manzara beni derinden üzdü.

Şöyle diyordu okuyucular:

“Kitabı bitirdikten sonra çocuğuma böyle fedakâr arkadaşlar edinmesini söyledim.”

“Keşke benim de böyle düşünceli dostlarım olsa.”

“Umarım oğlum büyüyünce böyle kibar insanlarla tanışır.”

Neşeyle bu yorumları internete yükleyen insanların cümlelerini acı bir tebessümle okudum. Anlaşılan kimsenin fedakâr karakterin kendisi olmak gibi bir niyeti yoktu. Herkes başkalarından nezaket bekler olmuştu.

06 Aralık 2019

17 Yaşında Neden Klasik Müzik Dinliyorsun? Manyak mısın?

Kategori: Yazılar

Leselya Koko

17 Yaşında Neden Klasik Müzik Dinliyorsun? Manyak mısın?

Bir gece, ben daha çok küçükken, yanından katiyen ayrılmak istemediğim annem beni bir davete götürmek zorunda kaldı. Etrafımızdaki insanlar kimdi hatırlamıyorum ama şaşaalı bir binaya girmiştik hep beraber. Ardından da kırmızı perdelerin ve bordo koltukların olduğu bir salona. Çok geçmeden etrafı yaylı çalgılardan çıkan o büyüleyici ses sardı. Bir parça tamam, iki parça tamam ama göz kapaklarımda bir anormallik baş gösteriyordu sanki. Kirpiklerim adeta yanağıma ulaşmak için çabalıyordu! Rüya ve gerçeklik arasında gidip gelirken, aynı zamanda da başımı dik tutmaya çalışıyordum. Sonra birden, annem elimi kavradı, müziğe göre hareket ettirdi. Kendi eli de aynısını tekrarladı. Bir aşağı, bir yukarı. Hafif sağa, şimdi sola… Çalınan parçanın sakin kısımlarında daha yavaştık fakat notalar yükseldikçe parmaklarımız da enerjik bir biçimde havaya kalkıyordu. Kuğu zarafetinde bir oraya bir buraya giden ellerimiz artık orkestranın bir parçasıydı sanki. Ne zaman piyanonun o enerjik notalarını duysak, avucumuzda bir elma olduğunu hayal edip parmaklarımızı görünmez tuşlara bastık. Keman sesi duyulunca da ellerimizi bir nehre bıraktık. Su ne yöne giderse bizi de yanında sürükledi…

29 Ekim 2019

Kayıp Atlantis Halkı

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Kayıp Atlantis Halkı

“Benim içinde olduğum treni kaçırdıysan,

Gittiğimi bileceksin

Yüz milden ıslığın sesini duyabilirsin.”

Okuduğum bir kitapta Amerikan Yerlileri’nin (yani Kızılderililer’in) aslında Atlantis’in halkı olabileceğini dile getiriyordu yazar. Bu fikri destekleyecek çeşitli argümanlar da vermişti iddialı cümlelerinin ardından. O kitabı okuduğum sıralar kafamın içinde dolanan bir parça vardı: Five Hundred Miles. Anlaşılmamış biri tarafından yazılmıştı belli ki… Zaten anlaşılsa neden şarkı yazsın ki? Parasız kalmamış ünlü, aç yatmamış yazar olur mu hiç… Dertsiz sanatçıların gerçekliğini sorguluyorum. Her şey güzelken hiçbir şey güzel değil çünkü. 

22 Ekim 2019

Çerkes Bir Boşnak Kızı

Kategori: Yazılar

Fatma Zişan Albayrak

Çerkes Bir Boşnak Kızı

Hep genlerimin bana getirdiği bir acı var diye düşünmüşümdür. Sanki tüm tarih kalbime depolanmış… Ben Çerkes bir Boşnak Kızı’yım. Bir yanımda Kafkasya’nın dağlarını teneffüs edip, atlarla dostluk kurarken soykırıma uğramış, topraklarından gönderilmiş, başı dik ve cesur bir delikanlı… Diğer yanımda Bosna’nın vahşi yeşilliğinde sulh ve neşe içinde yaşarken, Avrupa’nın ortasında katledilmiş dantel zarafetinde mavi bir kelebek var. Acı DNA’ma işlemiş gibi… Sanki nedensiz üzüldüğüm her anın köklerimle bir bağlantısı var. Yeterince üzülünmemiş, konuşulmamış, anlatılmamış iki hikâyenin kıpırtısı boş bulunduğum zamanlar. Geçmişimdeki iki cesur Çerkes ve Boşnak kızın bana fısıldadıkları…

19 Ekim 2019

Masa Lambası Olmanın Zorlukları

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Masa Lambası Olmanın Zorlukları

Kendim olmak istemediğim bir gün, başka kim olabilirim diye düşünmeye başladım. Aklıma ilk ‘tepsi’ geldi. Mutfakta, musluğun arkasında durup, ait olduğum ailenin en tatlı sohbetlerine şahit olmak istedim. Ayrıca en hijyenik ve temiz bölümünde de bulunmuş olurdum evin. Hep mis gibi yemek kokardı… Fakat üstüme çorba dökülebilirdi değil mi? Bir de bulaşık makinesi fazlasıyla korkunç geliyordu kulağa. İçinde neler neler oluyordu Allah bilir…

Belki de kalorifer olmalıydım. Kışın sırtımı yaslayıp en huzurlu anlarımı yanında geçirdiğim şeydi o çünkü. Sıcacık… Üst komşular yüzünden akordu bozuk bir gitar gibi ses çıkartsam da, evin kedisi yanımdan ayrılmazdı.

Bu seçeneği bir kenara not ettim.

03 Nisan 2019

Varolmayan Ülke'de Uyanmak

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Varolmayan Ülke'de Uyanmak

“Allah’ım ne olur küçük bir mucize olsun da yarın bambaşka bir diyarda uyanayım. Herkes beni sevsin. Tüm insanlar gülümsesin. Kahramanı olayım oranın. Ama çok kalmayayım. Annem endişelenebilir. Ama çok az da kalmayayım. Gidip geleyim istediğimde. Çünkü orayı buradan daha çok seveceğim. Allah’ım ne olur küçük bir mucize olsun da yarın bambaşka bir diyarda uyanayım. Herkes beni sevsin.”

Küçük Fatma ne zaman çizgi filmlerde yeni bir dünya görse bu duayı eder öyle uyurdu. Bir gün gerçekten Varolmayan Ülke’de uyanacağını düşünürdü. Belki keşfederdi hiç görmediği yerleri ve tanışırdı küçük devlerle. Atlantis’te ne kadardı ev kiraları? Hogwarts’a burslu girebilir miydi? Tabii ki bunlar hiç umurunda değildi. Hiçbir yere gidemese bile en azından Heidi’yle arkadaşlık ederdi değil mi? Aksi Alpöhi’nin ekmeğin üzerine erittiği peynirlerden hep yemek istemişti. Üstelik o hiç peynir sevmezdi.

29 Mart 2019

Yanlışlıkla Düşünmüşüm

Kategori: Yazılar

- R

Yanlışlıkla Düşünmüşüm

Dün gece rüyamda yağmur altında dolaştığımı gördüm. Belki de görmedim, sadece görmeyi istedim. Çünkü bazen bir şeyi görmeyi çok istediğimde önümde beliriyor. Gerçek gibi… Gerçi gerçeklerden biraz sıkıldım ben. Masaya masa olduğunu söylemem kimin ne işine yarıyor ki? Ben masaya saksı demek istiyorum belki. Evet bu daha eğlenceli.

Dün gece ne kadar gerçek olduğumu düşündüm. Her zaman her istediğimi söylüyor gibi görünsem de, çoğu zaman istediğimi söyleyemiyorum. Bu beni sahte biri yapar mı? Şu sonuca vardım: Ben halüsinasyonlar kadar gerçeğim. Çocuğunuzun hayali arkadaşı kadar. Bardağın boş tarafı kadar gerçeğim. Çalınmamış bir nota kadar. Aslında sonuca varmamış, sadece yola çıkmışım.

08 Ocak 2019

Özgür Ruh

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Özgür Ruh

“Dikkat et! Araba çarpacaktı neredeyse!” Arkadaşımın bağırmasıyla irkiliyorum. İnce ceketimin kolunu çekmiş, aklımın beş karış havada olmasından söyleniyor. Haklı mı haklı. Ama arabaların kornaları sağır ediyor beni. Sonra Allah’ın bize bahşettiği en güzel mucizelerden biri gerçekleşiyor… kar tanesi kirpiğime yerleşince gülmeden edemiyorum. Birkaç defa göz kırpsam da gitmiyor. Hatta içime bir şeyler yerleştiriyor sanki…

26 Eylül 2018

Konuşan Ayçiçekleri ve Kore

Kategori: Yazılar

Fatma Albayrak

Konuşan Ayçiçekleri ve Kore

 Bir gün durup kendi kendime dedim ki: “Bundan sonra en sevdiğim çiçek ayçiçeği.” Böyle bir şey söylemem yersizdi belki ama ben yine de uzun bir süre ayçiçekleri hakkında düşündüm. Onlardan önce en sevdiğim çiçek papatyaydı. Fakat herkes onları sevip, onlara şiir, şarkı yazıp durunca kalabalığın verdiği etkiden soğudum.

 Gördüğüm bir ayçiçeğine fısıldadım. “Sen benim gizli hazinemsin. Herkesin seni sevip, bilmesini istemiyorum. Hayatta ilk kez cimrilik yapmak istiyorum. Sen ne düşünüyorsun?”

 Benim Kore’ye gelişim, ayçiçeklerinin konuştuğu döneme denk geldi. 

[12  >>