Hikayeler

24 Temmuz 2021

Artık bir pencerem var

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Artık bir pencerem var

Keşke bana uzaktan bakmak yerine yanıma gelseydiniz çünkü sahiden de sizi fark etmedim. Bir kitaba daldığımda başımı kaldırıp dünyada olup biteni fark edecek kadar açık bir zihinle etrafı incelemek bana uygun olmayan, kıymetli bir beceri. Gözlüklerimin camını sık temizleme alışkanlığım olmadığını biliyorsunuz. Zaten onları tozlu kaplarından çıkaralı da en fazla iki hafta olmuştur. Önümdeki buğudan seçmeye çalıştığım kelimelere öyle odaklanmıştım ki biraz ötede özlem dolu bakışlarla beni baştan aşağı süzen sizi fark etmedim. Bu yanlış anlaşılmaya oldukça müsait bir görüntüydü herhalde, sizi görmezden gelmiş gibi oldum. Bana içerlemenizi anlıyorum, fakat açıklamamı yapıp kendimi savunmaktan başka çarem yok. Sizin bana kızma lüksünüz var fakat benim kendime küs kalma lüksüm yok. Sonsuza dek yanımdayım çünkü. Başka birinin bedenine giremeyeceğim, kimsenin zihninden geçenleri duyamayacağım. Benim benden başka şansım yok, bu yüzden onu affetmek zorundayım.

27 Haziran 2021

Kambur Duramayan Kız

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Kambur Duramayan Kız

Bir Jane Austen romanı sabahından çok uzaktı o sabah. Hayır, Mr. Darcy henüz cümlelerini toparlayamamıştı ve Emma Woodhouse uyanıp da çöpçatanlık yapmaya başlamamıştı. Zaten Güneş, gözaltı kırışıklıklarına sürdüğü kremin kokusundan hoşnut bir şekilde kıpırdanırken enteresan rüyalar görüyordu. Bu rüyalar öyle çok umut verici ve büyüleyici değildi ama, inanılmaz derecede irite edici de değildi. Biraz huzursuzluk verici olduklarını söylemek uygun olurdu sanırım.

Mesela bir rüyasında Güneş kendisi değil, büyük sarı kafalı bir adamdı. Kellik sorunları olan, sıradan bir adam. Ve sokağın birinde yürüyordu, elinde tuttuğu çantada Allah bilir kaç belge vardı… Etrafındaki insanları inceliyordu. Kiminin saçı uzundu, kiminin kısa, ama hepsi bir şekilde birbirini andırıyordu. Şu sarı saçlı kanişe benzeyen kadınla öteki kaldırımda oturan ve bir Staffordshire Bull Terrier’e benzeyen adamın dişe dokunur hiçbir farkı yoktu.

Dükkânlar sıra sıraydı. Birinin tabelasında ‘avize’ ötekinin tabelasında ‘büyük numara ayakkabılar’ yazıyordu. Ama Güneş onları ayıramıyordu. Tek yumurta ikizi gibi aynı somurtuyorlardı. Ve “Bugün, dündür.” diye ahkâm kesiyorlardı. “Bugün dündür, kesinlikle bugün değildir. Belki yarın olabilir.”

Yürüyordu işte, Güneş. Rüyası bu kadardı. Özel değildi, güzel değildi, korkunç değildi, olağanüstü değildi. Griydi. Gökyüzünün o anki hali gibi. Kambur Duramayan Kız gibi griydi. 

22 May 2021

Rilke okumayı istememiştim zaten

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Rilke okumayı istememiştim zaten

“Gözlerinin kenarına hafif kırışıklık eklemeyi düşünüyorum. Yani genç ama, sonuçta kendince sıkıntılar yaşamış olabilir değil mi? Bakışlarının çökmesi için illa romatizması olmasına lüzum yoktur herhalde.”

Gülümsedim ve arkadaşımın uzun parmaklarıyla bana işaret ettiği resme baktım. “Büyüleyici görünüyor. Sen gerçekten, çok yeteneklisin.” Biraz utandığı için bakışlarını başka yöne çevirdi. “Bir de saçlarına iki-üç beyaz tel ekleyeceğim.”

“Tüm bunlara sebep olacak ne yaşadı acaba? Bir fikrin var mı?”

Arkadaşım (sanırım ona böyle diyebilirim) cevap vermeyip üstüne konuştuğumuz resim üzerine çalışmaya başladı. Odaklandığı için dudakları aralanmıştı. Yüzüne düşen saç tutamını birkaç kez kulağının arkasına götürse de bu mücadeleye galip gelememişti. Saçı kibirli bir biçimde önündeki kâğıda sürtünmeye devam ediyordu. Ama arkadaşım, çoktan başka bir dünyaya girmişti. Beyaz saçlı yorgun kızın dünyasına.

19 May 2021

Gölgesine hapsolmuş adam

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Gölgesine hapsolmuş adam

Kış sabahları okula 1-2 saat erkenden gidip kapılar açılmadığı için bir çardağa oturup kitap okuduğum, zaman zaman da başımı ortadaki masaya yaslayıp düşüncelere daldığım bir dönem vardı. Güvenlik görevlisi yeni gelmiş oluyordu ve bahçedeki çimenler öğrencilerin ayakları altında ezilmediği zamanların tadını çıkarır gibi dondurucu havaya aldırmadan güneşleniyordu.

Aslında bu yaptığım, oldukça mantıksız bir hareketti. Paltomu unuttuğum için incecik hırkamla soğukta oturup okulun açılmasını beklemek için evden erkenden çıkmam yani. Oysa ebeveynlerim uyanıncaya kadar sabredip işe giderken beni bırakmalarını rica edebilirdim ya da bir sonraki otobüse binip diğer tüm öğrenciler gibi makul bir vakitte okula varabilirdim. Tüm bu zahmete katlanmam mantıksızdı, evet. Ama bir nedenim de yok değildi. Gerçi, hareketim gibi nedeni de saçmaydı. Bu yüzden açıklayıp sizi bunaltmayacağım.

08 May 2021

Amatör İnsan

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Amatör İnsan

Amatör İnsan yine masasının altında bir sonraki günden kaçıyordu. Biliyordu, yarın uyanması gerekecekti. Ve kalkması lazımdı, üstünü değiştirmezse olmazdı. Kum saatini ters çevirecekti. Kirli mutfakla karşılaşıp iç çektikten sonra kollarını sıvayacak ve en sevdiği şarkıyı mırıldanırken kafasında canlandırdığı anıya misafir olacaktı. Uzun zamandır görmediği, hayatlarındaki yeniliklerden hiç haberdar olmadığı arkadaşlarının seslerini hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmek için hayali diyaloglar oluşturacaktı. Biri ona en sevdiği rengi soracaktı. Amatör İnsan da duraksayacaktı. “Herhalde biri sana bu soruyu sormadan, en sevdiğin rengin ne olduğunu bilemiyorsun.” Düşünecekti. “Şimdi renkleri kafamdan geçirince, hiçbirine taç yakıştıramıyorum. Bir anda değersiz çakıl taşlarına dönüşüyorlar.”

“En sevdiğin çakıl taşı hangisi öyleyse?”

“Ne yapmaya çalıştığını biliyorum.”

Aslında bilmiyordu. Zaten o Amatör İnsan’dı, bilmesi beklenemezdi ki. Gerçi, bir şeylerden haberdarmış gibi davranma konusunda oldukça becerikliydi. Bir şeyler hissediyor gibi gözükme konusunda da pek yetenekliydi. Ama aslında sadece etrafındaki profesyonel insanları taklit ediyordu. Çatal bıçak tutma şekillerine bakıp parmaklarının duruşunu düzeltiyordu. Diğer insanların kaç saniyede bir gözlerini kırptığını ölçüyordu. Birilerinin yağmurdan kaçtığını görünce, ne yapsın, o da kaçıyordu.

08 Nisan 2021

Insomnia ve unuttuğum bir şeyler

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Insomnia ve unuttuğum bir şeyler

Insomnia hayatı çok enteresan kılıyor. Onu sevmediğimi söylüyorum ama… Hayır, bundan eminim. Onu sevmiyorum ve tüm kalbimle ondan kurtulmayı isterim. Ama, ama, bazen aklıma normalde hiç düşmeyecek fikirler düşürdüğü doğru. Hatta, fikirlerin ötesinde, derinlerde bir yere gömmüş olduğum gereksiz hatıraları da tekrar gün yüzüne çıkartıyor.

Bu hatıralar, normal bir insan olarak normal bir şehirde yaşarken işime hiç yaramayacak türden hatıralar. Herhangi bir diyalogda kullanılmaları yerinde olmaz. Uygunsuz da olmaz. Yalnızca, lüzumsuz olur. Ve Insomnia olmasa, bu zavallıcıkları ancak yaşlandığımda, değer verdiklerimin değeri azaldığında ve tek umursadığım elimdeki kumandanın düğmelerinin beni hangi kanala yönlendireceği konusu olduğunda, sıkıldığım bir öğle sonrası balkondaki çiçeklerime su vermeden evvel ibriği doldururken hatırlardım. Şöyle bir gülümsedikten sonra -tıpkı oğlumun devamlı hatırlatmasına rağmen unuttuğum ilaç saati gibi- tekrar unuturdum. Bu sefer derinlerde bir yere gömülmezdi, hayır. Yok olurdu. Hiç var olmamış gibi hem de.

05 Nisan 2021

Düşüncelerin yediği firavun

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Düşüncelerin yediği firavun

Her bilinçli bireyin mumyalama işlemi hakkında bilgi sahibi olduğundan neredeyse eminim. Neredeyse diyorum çünkü geçen gün bir bankta otobüs beklerken sohbet ettiğim bankacı beyefendi mumyalama işlemini tamamen yanlış anlamıştı. “Ben de isterim, bir mumya olmak. O zaman yakışıklı yüzüm binlerce yıl biçimini korur.” demişti. Topu topu iki saçma cümle kurmuştu ama nasıl olduysa sinirlerim gerilmişti bile. “Biliyorsunuz, bu oldukça riskli bir iş.” diyerek gözlerinden yayılan huzursuzluk verici parıltıyı söndürmeye uğraşmış, ama bunun yerine dudaklarının sinsi bir şekilde kıvrılmasına sebebiyet vermiştim. “Nasıl? Neden? Yıllar boyunca sevme ve sevilme gibi duygular için kendimi yormadan, para kazanma derdiyle kıvranmadan var olmak bir rüya gibi geliyor bana. İç organlarım olmayacağından ne ıspanak sindireceğim, ne de tatsız duyguları. Bundan daha güzel bir ölümden sonra dinlenme biçimi aklıma gelmiyor. Gerçi sen, küçük bir kızsın. Anlayacağını sanmıyorum.”

Onu şöyle bir süzdüğümü hatırlıyorum. “Acaba şimdi dudaklarımı aralayıp ona bir şeyler anlatsam anlar mı? Yoksa boşu boşuna kendimi yoracak mıyım? Ona Düşünceli Firavun’dan bahsetmeli miyim?” Bakışlarımı saatime indirdim. “Kulaklıklarımı bileğime sarıp çıksaydım keşke. Böylece holdeki ayakkabılığın üstünde unutmazdım. Şimdi on dakika boyunca ölüm sessizliğine gömülmek zorundayım. Düşünceli Firavun’dan bahsetmezsem tabii… Bilemiyorum. Aman, anlatayım, en fazla anlamaz!”

04 Mart 2021

Geleceği gören plak

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Geleceği gören plak

Şimdiye kadar ona en uzun süre bakmış kişi Bob Dylan’dı. Hard Rain kapağındaki sert bakışlarıyla komodininde durduğu genci incelerdi. Sabah akşam demeden, dudaklarını hep bir şey söyleyecekmiş gibi aralık tutardı. Kimileri onun bu halini huzursuz edici bulurdu, kimilerinin tüyleri ürperirdi. Kimileri ise bu plağı diğerlerinin arkasına yerleştirirdi. Böylelikle sorgulayıcı bakışlardan kaçar ve yeni cümleler duymaya olan meraklarını bastırırlardı. Ama komodinin sahibi genç onu her yerde izleyen bu gözlerden çekinmiyordu. Başta, plağın kapağında ellerini ilk gezdirdiğinde yani, içi azıcık da olsa titremişti. Bob Dylan’ın bakışlarının erişemediği bir yer var mı diye epey araştırma yapmıştı. Ama tavana da çıksa, yorganının altına da saklansa, takip edilme hissi yakasından düşmüyordu. Sanki Bob, onun nereye gideceğini önceden tahmin ediyordu. Bir şekilde, sanki, geleceği görüyordu.

16 Şubat 2021

Bir masa örtüsünü sevindirmek

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Bir masa örtüsünü sevindirmek

Glen Hansard’dan Lies’ı dinliyor, bir yandan da mutfağı topluyordum. Saat sabah 4 idi. Ve ben hiç olmadığım kadar enerjiktim. Uyumayalı epey oluyordu, yani yakın zamanda uyanmamıştım. Rüya görmemiş ve düşecek gibi hissetmemiştim. Yastığımın üstü soğumuş, yorganım kendi kendine ütülenmişti. Kedim benden çok uyuyordu. Üstelik o uyumamasıyla ünlüydü.

Boynumu ovmadan bulaşık yıkamaya başlayamıyordum. Sanki orada bana her şeyin iyi olacağını ve dayanmamı söyleyen bir nokta vardı. Ne zaman rahatsız hissetsem boynumu ovardım, evet. Bunu geçen aylarda fark ettim. Söyleyecek bir şey bulamadığımda elimin saç köklerimi çekiştirdiğini... Parmaklarımın tişörtümün yakalarında gezindiğini yani…

Kendime dair bu ilginç özelliği öğrendiğimde, bir tikim olduğunu bilmiyordum, oldukça hüzünlü hissettim. Bunu tek başıma öğrendiğim için kederliydim. Keşke biri bana, “Galiba iyi hissetmediğinde boynunu ovuyorsun.” deseydi. Böylece dikkate değer bir kimse olduğumu hissederdim. “Hiç fark etmedim.” derdim. O da “İmkânsız, hep yapıyorsun!” diye yanıtlardı. O günden sonra da, elimi kaldıracak gibi olduğumda konuyu değiştirirdi. Bana Totoro çizgi filminden ve kılcal damarlardan bahsedilmemesi gerektiğini bilirdi.

15 Şubat 2021

Selamlaşmayı beceremeyen Kız

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Selamlaşmayı beceremeyen Kız

11 Aralık 1992’de bir sürü, bir sürü bebek dünyaya geldi. Bunlardan birinin adı Selin’di ve gözlerini ilk defa açtığında gördüğü manzara, annesinin ona olan şefkatli bakışlarıydı. Bir başkasının adı Mete idi. Oldukça varlıklı bir hanımefendinin kucağındaydı ve ona giydirilen kıyafetin fiyatı tam olarak 357 liraydı. Sonra, Ceren vardı. Sevimli bir kızcağızdı, babasını gördüğü an kahkahayı basmıştı. Gemi vardı, ismi enteresandı, ama ailesi kadar değil. Annesinin saçları kanişleri andırıyordu, yanda onları gözetleyen anneannesi ise daha çok bir buldogdu. Tuhaf bir aileydi, alışılmadık… Ama mutluydular hep gülümseyip kahkaha atarlardı.

11 Aralık 1992’de bir sürü, bir sürü insan öldü. Mesela, Bahar vardı. Genç bir kadındı, daha yirmilerinde, pazardan dönerken araba çarptığından günlerce almak için para biriktirdiği ananası yiyememişti. Sonra… Adnan vardı. Yaşlı bir adamdı, çok esprili! Hep takım elbise giyer, kravatını kendisi bağlardı. Ama öldü işte o gün, durup dururken öldü. Zehra’nın iki güzel kızı vardı ama kendisini pek beğenmiyordu. Nedendir bilinmez, kolye takmak yerine boynuna bulduğu bir halatı dolayıverdi. Hoş değildi, şık durmadı. Ama öldü. 11 Aralık 1992’de hem de.

Kız da işte, 11 Aralık 1992’de doğdu. Ve öldü. Ama yaşadı da!

Biraz karmaşık bir durum.

 

 

09 Şubat 2021

Belki, bilmiyorum

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Boş boş duvara baktığım fark edilmesin diye elime rastgele bir kitap aldım. Çünkü bilirsiniz, duvara bakmak oldukça endişe verici bir şeydir. Otobüs beklerken önünüzdeki kaldırımı izlerseniz hiçbir sorun olmaz, metroda karşınızda duran siyah camı incelerseniz kimse gelip de size laf etmez, dersten sıkılıp da sıranızın köşesini karalamaya başlamanız oldukça normaldir. Ama… ama duvara bakmak, uygun değil. Bu, kesinlikle düşüncelere daldığınız anlamına geliyor. Endişe verici, tüyler ürpertici!

Elimdeki kişisel gelişim kitabının cümlelerinde dolanan gözlerim sonunda pes etti ve kapandı. Başımı yandaki masaya yasladım. Ve kısa bir süre sonra ellerimin, bacaklarımın (bütün uzuvlarımı saymama lüzum var mı?) sallandığını, belki de daha çok titrediğini hissettim. Gidip geliyordu, bir oraya, bir buraya… Neyse ki kimse fark etmedi, çünkü duvara bakmıyordum. Duvara baksaydım, bu hiç iyi olmazdı.

16 Ocak 2021

Geceyi Neden Sevdiğini Bilmeyen Biri

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Ve bana geceyi neden sevdiğimi sordu. Yüzünde hafif bir küçümseme, ama ondan daha çok merak vardı. Sanki öğrenmeyi iple çektiği bir şeyi hiç de önemsemiyormuş gibi davranıyordu. Ayağını yere sürterek çıkarttığı sesle utancını saklayabileceğini sanıyordu. Oysa yüzü hemen karşımda, kızarmış duruyordu. Ayakları ise yerdeydi, bir oraya bir buraya gidiyordu. Bu hareketin onu niçin rahatlattığını anlamasam da paltoma gömülüp derin bir iç çektim. Aydınlık gökyüzünden elmacık kemiklerime doğru esen rüzgâr rimeli fazla çektiğim gözlerimi kısmama sebep oldu. Böylece gözaltlarıma hafif bir siyahlık geldi. Sanki hemen üstümdeki bulut geceden bahsedeceğimi öngörmüştü, sırf bu yüzden güneşin önüne geçmişti. Pantolonum pijama altlarını taklit edercesine genişlemiş, rahatlamıştı. Göz kapaklarıma bir hafiflik gelmişti, sanki. Sanki diyorum çünkü, tıpkı gece vaktinde olduğu gibi dünya hem apaçık hem de kapkaranlık bir hale bürünmüştü. Gördüğüm gölgelerden korkmalı mıyım yoksa onların aslında kapıya astığım ceket ve çantalar olduğunu mu fark edeceğim… Kim bilir? Geceleri pek bir şeyler bilinmez bence. 

25 Kasım 2020

Günlük Kısa (Çok Kısa) Hikâyeler

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Günlük Kısa (Çok Kısa) Hikâyeler

 

 

 

15 Ekim 2019

Bir Dakika

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Bir Dakika

 Mumbai’nin o günkü sıcak ve bunaltıcı havasında dışarı çıkmanın Çin işkencesinden hiçbir farkı yoktu. Tabii buzdolabınız boş olunca işler biraz değişiyor. Hayatın hızlı akışında eriyip giden insanların arasından zar zor sıyrılan Adam, kendini gördüğü ilk markete attı ve bin dört yüz otuz yedi yıllık klimadan gelen havayı içine çekti. Hiç yoktan iyiydi değil mi? Mesela bomboş evinde bir muz parçası dahi olsa dışarı çıkma sefaleti ortadan kalkardı. Ama yoktu işte… O aptal kediyle neden yemeğini paylaşmıştı sanki?

29 Ağustos 2020

Ölüm Dükkânı

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Ölüm Dükkânı

Bir gün bir adam yolda yürürken

Ölüm kıyafetleri satan bir dükkân görmüş ve içeri girmiş.

[12  >>