09 Haziran 2018

Doğmadan Önce Yazdığım Şarkı

Kategori: Yazılar

Leselya Koko

Doğmadan Önce Yazdığım Şarkı

Kendime bir şarkı yazabilseydim eğer, Whitney Houston’ın söylemesini isterdim. Sözleri “Üzülme.” diye başlardı. Klasik ve sıradan olurdu. Her dinlediğimde müzisyen olmadığımı kendime hatırlatır, yine de sesini kısmazdım.

Hafif bir şarkı olurdu, bağırmaya gerek duyulmazdı. Herkes söyleyebilirdi rahatlıkla. Sessiz bir çığlık gibi seslenirdi ama bir yandan da kahkaha atardı denizi izlerken. Denizi mi izlerdi? Bir şarkı? Kahkaha atıyor.

Yavaşça devam eden notalara birkaç sözcük daha eşlik ederdi. “Ben senim biliyorsun. Üzülme ne olursun, anlıyorum.” Göz devirirdim klişeliğine. “Herkes ‘anlar’ bizi. Bu ne sıradan bir şarkı!” der, haber kanalına geçerdim belki. Ümitsiz notalar ağlamaya başlardı. “Kitaplar yetmiyor artık sana biliyorum. Çünkü onlar denize karıştılar.” Dört parmak kullanılarak basılan akorlar girerdi işin içine. Bir ürperti… içimden içime gidiyor. “Sen de denize karışmak istiyorsun ama saat daha çok erken. Karayı tatmalısın önce.” Annem içeriden seslenirdi. Sofra kurulmalı… Radyoyu kapatmayıp, mutfaktan da duymak için sesini açardım. “Bu şarkıyı ben yazmış olamam! Saçmalıktan ibaret! Yine de merak ediyorum devamını.”

Tüm kederini toplayıp ulaşamadığın denize gönder. Belki biri bir şişe bulur da içinde sen olursun.” Neden biri denize ulaşamıyordu ki? Bilet alıp gitmeliydi. Bir iki işte çalışsa yeter de artardı bile. Yere düşürdüğüm bardağın parçalarını kaldırırken elimi kanatınca dikkatim dağılırdı. Şarkı bir çocuğa ninni söyler gibi kısılır, kısılırdı. “Sen… denizden korkuyorsun.”

“Şimdi artık söyle! Kanıtlamak için uğraştığın o çizik ve karalamalardan bahset bana. Sen bundan fazlasısın, herkes kendinden fazlası! Yolu çizmeden geri dönemezsin. Ben buradayken dönemezsin.

Deniz dalgalanıyor sana karşı ve insanların sözleri artık bulutlardan damlıyor. Keman gitarı, gitar piyanoyu bıçaklarken sırtından, yüzmen gerek şimdi, nefes nefese kalmadığın zamanların hatırına.” Ah… Şarkıcının duygusallaşması içimi bayardı biraz. Yine de dinlerdim. İç sesim koltuğunda kıpırdanırdı. Telefonuma yükleyesim gelirdi bir anda bu şarkıyı. Nefret edinceye dek dinlemek isterdim.

Hangi dildi bu şarkı? Nasıl anlıyordum böyle delicesine? Sözleri beynime silah doğrulturken nasıl da gülümseyebiliyordum? Bir kahkaha attım denize karşı. Evet, deniz karşımdaydı. Radyonun içinde uğulduyordu rüzgâr. Etrafıma bakınırken bitti şarkı. Whitney Houston ölmüştü ve ben de doğmamıştım henüz. Annemin gözlerine baktım. Deniz kahkahalara ‘boğulmuştu’.

Yorumlar (2)

  • Anonim

    Anonim

    11 Haziran 2018 06:54 zamanında |
    Büyüleyici bir yazı, mest oldum olurken. Teşekkürler Fatma Albayrak

    yanıtla

    • Fatma Albayrak

      Fatma Albayrak

      11 Haziran 2018 17:11 zamanında |
      Çok teşekkür ederim

      yanıtla

Bir yorum yapın

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz.