Hikayeler

27 Ağustos 2020

Güçlü Bir Kadın

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Güçlü Bir Kadın

Gecenin karanlığında ve Mart’ın sonunda,

Salonun bunaltıcı havası dalga dalga boynuna hücum edip midesini bulandırırken,

Kadın yavaş adımlarla balkona gidip kapısını ardına kadar açtı.

Çok geçmeden ayakları, buz gibi zeminin en kenarına kadar kaymıştı.

06 Temmuz 2020

Kolomb Olmasaydı

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Kolomb Olmasaydı

1492

Hafif esintili bir gecede, Kristof Kolomb aceleyle günlüğüne bir şeyler karalarken, az evvel koyu mavi gökyüzünü seyrederken gördüğü kendisini hayrete düşüren cisimleri düşünüyordu. Parlak ışıklar bomboş semada birbirlerine çarpmıştı ve tıpkı görkemli bir havai fişek gibi etrafa göz kamaştırıcı çizgiler bırakarak havaya karışmıştı. Kolomb kibirli bir adamdı ve öyle hemen galeyana gelmezdi. Ama o cisimler gözlerinin önünden bir türlü gitmiyordu, hayallerine sığmayacak parlaklıktaki ışık huzmelerini bir daha asla unutabileceğini sanmıyordu. Haklıydı da. Bermuda’ya yakın bir mesafede ilerleyen gemileri bilinmeyen bir nedenle durdu ve yavaş yavaş, Kolomb’un saçları panikten aklaşıncaya dek, titizlikle okyanusun derin sularına gömüldü. Ve bizler, o günlükleri hiç görmedik. Ve Kolomb son nefesini verirken gözlerinde o ışık huzmelerinin yansıması dans ediyordu.

08 Temmuz 2020

Tuhaf Bir Gün

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Tuhaf Bir Gün

İnsanlar evlerine kapanmış, pencerelerine burunlarını dayayıp bir zamanlar dışarıda olmak ne demekti hayal etmeye çalışırken daha önce yeterince dikkat etmedikleri değerli şeyleri hatırlıyorlar. Kimisi her gün bindiği otobüste tutunduğu soğuk direği, kimisi okuluna girdiğinde görüp incelemeden geçtiği o silik tablonun mor çerçevesini hatırlıyor. Evlerindeki susuzluktan ölmek üzere olan çiçeklere hafifçe dokunup, bir dağ yolunda yürürken bacaklarına değen o uzun ve adını kimsenin bilmediği çirkin bitkileri anıyorlar... Geçerken selam verilmeyen tüm o ihtiyarlar ve konuşurken güneş gözlüğü çıkarma nezaketi gösterilmeyen saygıdeğer kimseler… hepsi yavaş yavaş fark ediliyor. Gözlerinin şeklini kafamızda canlandırmaya çalışıyoruz değil mi? Her gün sevdiğimiz o kedinin tüyleri ne renkti? Tüm bu yanından geçip gittiğimiz ayrıntılar bir bir zihnimize doluşup dışarıdaki rüzgârı içimize taşıyor.

Fakat sevgili okur,

hiç kimse,

hiç kimse size şimdi bahsedeceğim arkadaşımın yokluğunu fark etmiyor.

24 Ağustos 2020

Bir Yumurta Tutucusunun İntiharı

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Bir Yumurta Tutucusunun İntiharı

Salı sabahı Albayrak ailesinin mutfağı Yumurta Tutucusu’nun intiharıyla sarsıldı. Tabaklar, çanaklar, tencereler, tavalar… tüm mutfak gereçleri zangır zangır titriyor, bu trajediye sebep olan durumu merak ediyordu. Çünkü Yumurta Tutucusu oldukça sessiz bir genç olarak bilinirdi. Tartışmalara karışmaz, hep kenarda köşede otururdu. Kullanışlı değildi, boş bulunup alınmıştı işte. Atsan atılmaz satsan satılmazdı. Albayrak ailesi ona nadiren -dolapların en kuytu köşelerinde- rastlardı. Gerçi eğri oturup doğru konuşmak gerek! Evin küçük kızı Fatma bulduğu her fırsatta bu yumurta tutucusunu kullanırdı. Fakat kendisi çok yemek seçtiğinden, yumurta haşladığı zamanlar azdı. Neyse ki on bir aylık depresyon döneminden sonra yumurta tutucusunun iple çektiği Ramazan gelirdi. Kendisi pek sevinirdi buna. Her sahurda mutlaka yumurta haşlanırdı çünkü.

24 Ağustos 2020

Göl Kenarında Cinayet

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Göl Kenarında Cinayet

3 Aralık 1926’da, bunalım ve öfkenin üstüne çullandığı Agatha Christie İstanbul’da ortadan kayboldu. Bir göl kenarında ağaçlara çarpmış halde bulunan arabası ve dağılmış bavulları yüzünden tüm dünya bu esrarengiz yazarı konuşmaya başladı. Yavaş yavaş ümitler tükenirken Christie aniden ortaya çıktı. Fakat kaybolduğu zaman dilimi hakkında hiçbir açıklama yapmadı.

Bu olay hakkında çeşitli efsaneler uyduruldu. Kimi arabasını çarptıktan sonra hafızasını kaybettiğini söyledi, kimi fazla ileri gidip kocasının görüştüğü bir başka kadını öldürmek için ortadan kaybolduğunu öne sürdü. Fakat kimse, gerçekleri öğrenemedi. Şimdi izninizle bu durumu biraz kendime, biraz da Agatha Christie’nin kitaplarına uyarlamak istiyorum.

24 Ağustos 2020

Keddie Mercury'nin Sırrı

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Keddie Mercury'nin Sırrı

Gecenin bir yarısı kedim Keddie Mercury kulağıma fısıldadı: “Gel benimle.”

Uyku sersemi bir halde “Ne? Nereye?” diye sordum.

“Şşşt!” dedi öfkeyle. “Sessiz ol. Beni takip et, kimselere görünme.”

Sıcak yorganımı bir kenara atıp patilerini yere hafif hafif değdirerek yürüyen Keddie’nin peşinden gittim. Ablamın odasının yanından geçtikten sonra yatak odasına girdik. Anne ve babam uyuyordu. Keddie bizi duymamaları için halden hale girerken ben gayet sakin bir şekilde bir açıklama bekliyordum. Kıyafet dolabına girip sürgülü kapıyı kapattı. “Uzun zamandır içimde tuttuğum bir sır var… Güvenimi kazanmanı bekliyordum. Bugün o balıklı yaş mamayı vererek çok iyi ettin. İki yılın ardından sırrımı seninle paylaşıyorum işte…”

24 Ağustos 2020

İstanbul Sokaklarında Bir Huysuz

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

İstanbul Sokaklarında Bir Huysuz

Bir iş adamının çantası koluma çarpınca irkildim. Sokakta yaşarken doya doya uyumak epey zordu. Ya az önceki gibi bir çantayla uyandırılırdınız ya da sabırsız bir sürücünün bastığı kornayla. Eğer şanslıysanız birkaç veledin size dik dik bakıp fısıldaştığını da görebilirdiniz.

Esneyerek bankın öteki tarafına döndüm. Bu gereksiz insanlara bakarak zamanımı harcayacak değildim ya! Fırından sıcak ekmeklerini alan babaların tatlı tatlı çocuklarına sarılması midemi bulandırıyordu. Teyzelerin balkondan balkona sohbet etmesi de… Hele o etrafa saf saf gülümseyen aşıklar!

03 Nisan 2020

Tavanın Yerinde Gökyüzü Olsaydı

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Tavanın Yerinde Gökyüzü Olsaydı

Evde geçirdiğim 22. günü de tamamlarken yatağıma uzanıp sessizce tavanın yerinde gökyüzü olduğunu hayal ediyorum. Kendime ve insanlara verebileceğim tek şey soyut ve temeli zayıf cümlelerken, o cümleleri dahi yazamamak biraz da olsa içimi sızlatıyor... Geleceğe doğru giden yolun üstüne çöken sis yüzünden önümü göremiyorum. “Hayallerimi gerçekleştirebilecek miyim acaba?” diye düşünüyorum ve televizyondan bugünün ölüm sayısı açıklanırken gözlerimi kapatıp bir ‘yapılacaklar listesi’ oluşturuyorum.

Önce boynumda rüzgârı hissetmeyi çok özlediğim için İngiltere’nin kırsal kesimlerine gidiyorum. Amacım Jane Austen’ın “Ve bazen duygularımı kendime saklıyorum, çünkü onları anlatabilecek hiçbir dil bulamıyorum.” sözlerini defterine yazdığı yeri bulmak. Winchester’da hava güneşli ve her yerden filmlerde insanlar dans ederken konuştuğunda duyulan o tatlı boğuk müzik yükseliyor. Gördüğüm her bir ağaç bilge sözler söyleyerek yapraklarını kabartıyorlar.

04 Eylül 2019

Hiç Kimse'ye

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

Hiç Kimse'ye

Hiç Kimse,

Sana öyle gıpta ederim ki…

Hiç Kimse,

Varlığını öyle derinden hissederim ki…

Hiç Kimse evinden çıktı fakat kapıyı kilitlemedi. 37. defa girdiği bakkala bir kez daha kendini tanıttı. Saygısızlık olmasın diye şapkasını bile çıkartmıştı. 36. ekmeğini aldı. Veda edip çıkınca ekmeğinin yarısını kuşlara dağıttı. Tek başınaydı, yemeklerini israf etmekten sıkılmıştı. 34. kez beslediği kuşlar onu ilk defa görmüşçesine korkuyla yaklaştılar yanına…

 

30 Ağustos 2020

Kayıp Dede

Kategori: Hikayeler

Leselya Koko

"Hastayı kaybettik." dedi doktor. "Hastayı kaybettik."

Küçük kız gözlerini devirdi. "Ne biçim hastane burası! Nasıl kaybederler koca adamı!"

Ağlayan annesinin sırtını sıvazladı. "Ben onu bulur getiririm. Ağlamayın rica ederim!"

<<  1 [2